NE SANDIK?... NE ÇIKACAK?
24/2/2009 -Kategori: YEREL SEÇİM YAZILARI
“Fatih’ler doğuracak/Sandığımız kız/Travesti çıktı.” Hulusi Şahbaz.
Bir millet, felaketi özlemez. Ancak, neye layık ise öyle idare olunur. Tarih boyunca, bu kaide, ancak istisnalar ile bozulmuştur ve zaten istisnalar kaideyi bozmaz.
Demokrasi tarihimiz, milletimizin aynı zamanda “fazilet tarihi”dir. Çok partili hayata geçtiğimizden ve millete istediğini seçme şansı verildiğinden beridir, Millet, hep mevcutlar içinde en doğru olanı seçmiştir. Seçimlere rağmen ortada bir kusur varsa ve olabilmişse,bu “Milletin Seçimi”nden değil de “Seçim Sistemi”nden kaynaklanmış ve halen de bundan kaynaklanmaktadır. Millet,önüne konulan ve bir bakıma da dayatılan mevcutlar içinde “iyisi” veya “en az kötüsü”nü seçmektedir. Dolayısıyla seçilmesi lazım gelen “en iyisi” halen milletin bağrında ve millet ile birlikte milletinin kaderini yaşamaktadır.Çünkü,seçme ve seçilme sistemi belirlenmiş liyakatın üstünde bir seçilmişliğe hem razı değil hem de hazır değildir. Elli hanelik bir köye Profösör bir Muhtar nasıl uygun ve münasib olarak algılanmıyorsa,”Seçilmişlik” içine de belli bir “kategori” dışında insanların düşünülebilmesi sistem dışı olarak algılanmaktadır.Mesela,kadın düşmanlığı konusunda “-Ama karşımıza başı örtülü hakimler de çıksın mı?” diye soru soran kişi,kendi algılamasına vurulmuş pranganın değil ne kadar müthiş bir pranga olduğunu; vurulmuş pranganın pranga olduğunu dahi düşünemez. Sanki,başı örtülü hakim,başı örtülü kaymakam,başı örtülü bir subay ve başı örtülü bir Belediye Başkanı olduğu zaman kıyamet kopacak veya namusu elden gidecek!...
Mevcut sistem,benzer prangalar ile örülmüştür…Hiçbir kutsallığı olmayan binlerce kutsal,asıl kutsallarımızı esir almıştır.
Mesela:…Devlet,kutsaldır…Devleti de geçelim rejim kutsaldır.O kadar kutsaldır ki,rejim için,aslında en kutsal varlık olan “insan” bile öldürülür ve bu öldürmeler “Mesele vatan ise gerisi teferruattır” örtüsü ile örtülür.Çünkü, algılama’da,Vatan,Millet,Devlet ve Rejim bir bütünlük oluşturur. Halbuki,bu kavramlar içinde en kutsal içerikli olan “devlet” dahi,meşruiyet konusunda tartışılmış ve devlet,ancak,”Din ve Millet’e hizmet Aracı” olursa,meşrudur; Aksi halde “eşkiyalık”tır..Şeklinde hüküm verilmiştir.
Millet ile Sistem’in,seçme ve seçilme algılaması örtüşmüyor. Millet,kendi büyüklüğünün farkında,ama,sistem,onu da küçük düşünmeye mecbur tutuyor.
Cumhuriyet’in kurulduğu yıllarda,Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde “Şeref Konuğu” olarak konuşan Said Nursi..”Millet’in kendisi namaz kılmayabilir ama başında namaz kılan insan ister…Sarhoş insan istemez” derken hem bir hakikati söylüyordu hem de Milletin asıl ruh kökünün tarifini yapıyordu.O zaman,bu tarif ve tesbit,TBMM üyeleri tarafından da ayakta alkışlanıyordu. Çünkü,o günkü algılamada,”Namaz Kılmak” Allah’tan başka hiç kimseye boyun eğmeyecek insanı tarif ediyordu…Namaz kılan insan,sadece Allah Teala karşısında boyun eğer…Millet’e de,”Allah’ın emri” gereği olarak boyun eğer ve itaat ederdi. “Hakimiyet bila kayd-u şart Milletindir” derken,Milletin “Kimin kulu” olduğu herkes tarafından biliniyordu.
Ama..Şimdi…Sistem içinde kalarak “Namaz kılan insan istiyoruz” diyebilmek mümkün değil…Hatta,”Sarhoş olmasın” demek bile mümkün değil.
Bu yüzden de bütün seçimlerde “en iyisi”ni seçmeye çalıştığımız halde,sürekli satışa gelmekteyiz…Çünkü,seçtiğimiz,önümüze dayatılanların en iyisi veya en az kötüsü olmaktadır…Mevcut sistem içinde “En İyisi”ni isteme hakkımız yok ki,seçme hakkımız da olsun.
“Sarhoş olmasın” teklifini bile azcık-ucundan yapabiliyoruz.
Teklif olmasa da,şükür ki,millet anlıyor…Seçilenlerin bazıları,sonuçta Hulusi Şahbaz’ı haklı çıkarsa da,yine de “En İyisi”ni seçiyor.
Herkeslere selamlar.