İÇKİ’NİZİN YANINDA DOMUZ YA DA KAN İSTER MİSİNİZ?
31/5/2009
Kadehlerinizi “cınn”latmadan ağzınıza götürmüyorsunuz... “Şerefe” de diyorsunuz. Karşınızdakilerin kadehine dokundurmadan ve “şerefe” demeden içki içmenin bir “edep” olduğuna “edep üstü” bir edeple inanıyorsunuz. Masanızda olağanüstü bir düzen ve hiyerarşi mevcut…Garsonlar,her hareketinizle harekete geçiyorlar…Suyunuz eksildi…Sizin el işaretiniz emir oluyor..Suyunuz hemen tamamlanıyor. Kralsınız..Kral sizsiniz. Anason kokusu içinde,burnunuza “et kokusu” geliyor…Garsonlar,senin için balık hazırlamışlardı ama sizin canınız o kokan etten çekti. -Et..dediniz. Garson,senin kim olduğunu unuttu ve bir çırpıda,size şöyle dedi:… -Domuz eti var efendim…Hem de çok taze..Nasıl emr edersiniz? Masada ne varsa her şey gözünüzde bir anda çöplük haline dönüştü…Bir çöplüğün başına oturmuş ve elinizde çatal ile çöpleniyorsunuz. Çatalı atıyorsunuz..Boğazınızdan geçmek üzere olan ne varsa dışarı atmak için elinizden ne gelirse onu yapıyorsunuz. On saniye önce kraldınız…Kral sizdiniz…Şimdi,çöplüğün başında nasıl kusacağına bir türlü karar veremiyen şapşal bir çaresize dönüştünüz. Ancak o da ne!...İçinizden güçlü..Çok güçlü birisi ayağa kalkıyor ve garsonu yakasından yakalıyor. -Ne diyon lan sen deyyusss!... Normal şartlar altında,ikiniz de denk insanlarsınız..Hatta,garson,senin yanında cüsseli de olur.Ama,içinden ayağa kalkan sen,kendini “dev” gibi görüyorsun…Garsonun kendini yerde bulması ve “Aman Abi!” demesi,seni daha güçlü hale getiriyor.Garsonu,tekmelemeye başlıyorsun…Araya girenler oluyor.Oluyor ama,seni durdurmak ne mümkün…Vuruyor,vuruyor ve vuruyorsun…Ayağındaki ayakkabılardan birisi masanın altında kalmış ama,sen ayakkabısız kaldığını da,aklının başından gittiğini de düşünemiyorsun. -Deyyusa bak..Ulan ben..Domuz mu yiyeceğim lann…Domuz seni!...Ulan sen beni kim sanıyorsun..Lannnn… Ağzından köpükler saçıyorsun…Boğazın kuruyor…Su içmen gerekiyor…Ama,sen,suya değil de “içki”ne uzanıyorsun. Olacak iş değil ya…Bir el,içkiye uzanan elinin üstüne biniyor ve bir yüz,yüzüne ve gözlerine baka baka sana şunları söylüyor. -Bak ağa…Domuz yemeyi dinine ve dindarlığına yakıştıramıyorsun ve sana domuz ikram etmek isteyen şu garibanı tekmeliyorsun…Ama,biliyor musun…Şu içtiğin içki ile şu hiç yemek istemediğin domuz eti,aynı surede ve aynı ilahi emirle sana yasaklanıyor…Bu garibanı,seni “haram yemeye davet” ettiği için dövüyorsun ama aynı düzeyde haram olan içki’yi kendi ellerinle içiyorsun…Şimdi..Ya şu garibanı ayağa kaldır ve özür dile ya da şu içki illetini yediğin için bu adamın yediğinden sen de yiyeceksin. Elini,adamın eli altından almak ve ona da tekme-tokat kabilinden dersini vermek istiyorsun..Ama,nafile…Elini bir türlü kurtaramıyorsun…İçinden ayağa kalkan dev giderek küçülüyor..Küçülüyor ve o kadar küçülüyor ki…İçinde kayboluyor ve artık sen..az önceki sen oluyorsun…Çaresizliğin verdiği teslimiyet ile kendini sorgulamaya başlıyorsun…Zaten,yapacağın başka bir şey de yok….Garson yerde çırpınıyor sen ise elini kaptırmış ve çırpınıyorsun. Kulaklarının duyduğu ve fakat sana söylendiğini henüz idrak ettiğin ses…Kafanın içinde eko yaparak duyduklarını tekrarlıyor…. -Domuz,içki ve kan…Hepsi…Aynı Sure içinde ve aynı emir kipi ile sana yasaklanıyor…Kan ve Domuz eti yemiyorsun diye kendini adam mı sanıyorsun lannn… Kulakların “cınn” seslerini duyuyor ama bu cınnlar kadeh sesine benzemiyor…Gözlerin yıldızları saymaya çalışıyor…Uykun geliyor ve uyuyorsun. Uyandığında,başına gelenleri hatırlayabilirsen..Çok şey öğrenmiş olacaksın. İyi uykular…