GELİN TANIŞ OLALIM: AYNI DİLDEN KONUŞALIM.
21/5/2009
Prof.Türkan Saylan’ın ölümü ile ilgili olarak,onu “Büyük Türk Kadını” olarak tanımlayan kesimlerle aynı dili konuştuğumuzu kimse söyleyemez…Üstelik,böyle bir şey mevcut ortamda mümkün de değildir.Biz,her hangi bir kimse için “ışıklar içinde olsun” diyemeyiz. O kesimler de,Türkan Saylan için “Allah afv ve mağfiret etsin” dememizi kabullenemezler. Çünkü,akıllarınca,Türkan Saylan bir “azize”dir ve hiç kimsenin “afv” ve “mağfiret”ine ihtiyacı da yoktur…
Farkında değillerdir…”Tanrı”yı reddedeyim” derken,insanın tanrılaştırılmasıdır,bu…Mesela, “Atatürk” için de “Allah Teala’dan kendisine afv ve mağfiretler dileriz” denildiği duyulmamıştır…Bir hocaefendi, okuduğu Kur’an-ı Kerim ve edilen dua ve salavatların sevabının taksimini yaparken.. “Atatürk”ü de bu taksimata dahil edebilir ama..”Ya Rabbi…Bizim günahlarımızı bağışlamanı dileriz…Atatürk’ümüz Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın da günahlarını bağışlamanı dileriz” diye bir “dua cümlesi” söylese…Söylediğinin hesabını ne o kesimlere ne kartel medyasına ne de onu muhakeme etmeye kalkacak hiç kimseye veremez.
Düşünebiliyor musunuz…Tanrılaştırdıkları insanlar için “dua” edilmesini yasaklıyorlar ve bu yasağı kendileri koymamış gibi bir de karşımıza geçip..”Türkan Saylan için niye hayır dua etmiyorsunuz?” diyorlar.
Hadi Türkan Hanım için dua edelim:
-Ya Rabbi..Şu anda Rahmet ve Mağfiretine havale ettiğimiz merhume Türkan Saylan hanımefendinin günahlarını bağışla…Onu,Hazreti Fatıma annemiz..Hazreti Hatice annemiz,Hazreti Aişe annemiz ile birlikte haşreyle…O’na,”Muntakim” sıfatınla değil,”Gafur” ve “Rahim” sıfatlarınla muamele eyle!...
Kendi anne ya da babası için bu şekilde dua edildiğini bilen hiç kimse bu şekilde bir “dua” için ne gocunur ne de homurdanır…Böyle bir dua’ya sadece “Amin” denilir.
Ama…Gelin bakalım…O kesimler ve bu kesimler…Gelin bakalım.
Hanginiz,böyle bir “dua”ya “Amin” dersiniz?
Önce..Bu kesimlerin ne diyeceğini düşünelim…Ne diyecekler?
Şöyle diyecekler:…”-Kabul olmayacak dua”ya Amin mi diyelim…Ömrünü,Hazreti Aişe,Hazreti Fatıma ve Hazreti Hatice ile savaşa adamış birisi hiç onlarla birlikte haşr olur mu?..Allah Teala böyle bir duayı kabul eder mi? Kabul olmayacağını bildiğimiz bir duaya amin denir mi?”
Ya O kesimler!...O kesimler ne diyecekler?...
Şöyle diyecekler:…”-Atatürk’ün kurduğu laik Türkiye Cumhuriyeti’nin yetiştirdiği “En Büyük Türk Kadını” nasıl olur da, yobazlığın,Arap bağnazlığının ve çağdışılığın simgesi kadınlarla aynı kefeye konulabilir?”
Hadi buyurun:..Kime “Haklısınız” diyelim veya kime “Haksızsınız” diyelim.
Ortada hak vereceğimiz “kesim” yok…Yok ama,bunu tesbit ettiğimiz için bize “haklı” diyecek olan kimse var mı?.. O da yok…Biz dahi kendimize “haklıyız” diyemiyorsak, haklı olduğumuzu söylemeyi kimden bekleyelim ki?
Türkan Hanım…Ömrünü “cüzzam” ve “cehalet” ile savaşa adamış bir büyük insan diye söyleniyor…Öyleyse,gelin de..Onun ölümü ile ortaya çıkan bir “cehalet” örneğimizi ortadan kaldıralım…
Ölünün arkasından, dua edilir mi..Edilmesi gerekir mi…Dua edilirse nasıl dua edilir…Hiç değilse bunu öğrenmiş olalım.
Türkan Saylan ve diğer tanrılaştırdığımız insanlar da,Dinimiz İslam'a göre “ölü” mü sayılırlar?..Onlar için dua etmek mi dinimizce daha büyük bir “suç” yoksa hiç dua etmemek ve onu gittiği yerde tek başına ve “ışıklar içinde” bilmek mi daha büyük bir suç?
Gelin..Aynı dili konuşalım…Aynı dili konuşalım ve cehaletimizi birlikte giderelim.
Ne Atatürk ne de Türkan Saylan…Ne de tanrılaştırdığımız… diğer insanlar…İnsanlarımız…Günahkarlarımız…Günahsızlarımız…”Duasız” kalmasınlar.
"Mübarek akşamdır bu gün...Gelsinler,Fatihalar ve Yasinler."